4 Ağustos 2016 Perşembe

Film Kulübü #3



1)Love and Other Disasters/Aşk ve Diğer Felaketler


Jacks, Vogue'da çalışan ve gerçek aşkı arayan bir asistandır. Ancak ilişkilerinde aradığı mutluluğu yakalayamamıştır. Jacks bir gün bir moda fotoğrafçısı olan Paolo ile tanışır. Onu eşcinsel zanneder ve çok beğenerek eşcinsel olan ev arkadaşıyla tanıştırır. Ancak, eşcinsellikle uzaktan yakından alakası olmayan Paolo çoktan Jacks'e aşık olmuştur.
Yazın pek haylaz,pek çekilmez bir şey oluyorum ben.Tüm gün yatakta moda filmleri izliyorum.O koşuşturmalı hava iyi hissettiriyor beni.
Moda dedimse de bu film bir moda filmi değil,ama baş karakterimiz Vogue'de çalıştığı için kıyısından köşesinden de olsa değiniyor.

Her şeyden önce Jacks'e iki çift lafım var.
Arkadaşım sen bu çocuğun eşcinsel olduğunu nerenden uydurdun?Hadi diyelim ilk bakışta öyle geldi ama insan bir gider sorar,emin olur.
Ulan adamla  evlenmek üzeresin!

Filmle ilgili düşüncelerime gelecek olursak...
Aşk sana gelmez,senin aşka şans yaratman gerekir mottosu güzel.
Filmi klişelilikten uzaklaştırmaya çalışılmış.Ama bazen de farklı olsun,bizim olsun derken batırır ya insan...Batırmışlar mı?Eh.
Ha öyle maksat vakit geçsin,çerez olsun,olmadı Britanny'nin badem gözlerini hatırlarız diye izlenir mi,izlenir.
Puanım: 4/10
2)Girl Interrupted/Aklım Karıştı


Yaşamına kast etme,günlük ilişkiler yaşama ve kişilik bölünmesi tanısıyla ailesinden ayırılarak Claymoore adlı psikiyatri kliniğine yatırılan yazar adayı Susanna Kaysen’in buradaki personel ve hastalarla yaşadığı hüzünlü, heyecan verici, iç burkucu ilişkinin hikayesini anlatan film yazar Susannna Kaysen’in aynı adı taşıyan romanından, başarılı filmleriyle bütün dünyaya kendini kanıtlayan James Mangold tarafından sinemaya uyarlanmış. 

Beni tanıyanlar psikolojiye olan alakamı bilirler.
Bayılıyorum bu konu ile ilgili kitaplara,filmlere...

Filmle ilgili dikkatimi çeken birkaç pürüze değinirsek,
Lisa bir yan karakter olmasına rağmen,Susanna'dan daha fazla ön plandaymış gibi hissettirdi bana.-Yani evet bence Angelina performansı ile o akademi ödülünü hak etmişti-
Evet,başrolden daha ön planda olan ve filmi mükemmel yapan yardımcı roller olsa da bu genellikle iyi sonuç vermez.En azından benim üzerimde.
"Bu daha hoş işte,hikayeyi niye bu bayığın ağzından dinliyoruz?"diye düşünürüm.
Nitekim bu yapımda da az da olsa böyle hissettim.
Ayrıca Susanna borderline'dan çok sanki şizofrenmiş gibiydi.-Nereden anladın diye sorarsan,bu konuda kesinlikle uzman olduğumu iddia etmiyorum ama bildiklerimden hatta filmden sonra bildiklerimden şüphe edip araştırdıklarımdan-
Durum böyle olunca da aklıma "Filmde yer alan psikolojik durumlar ne kadar gerçeği yansıtıyor?" sorusu takılmadı değil.

Film bir şaheser değil ama izlenmesi lazım.Dediğim gibi başrolünü eksik bulduğum fakat akıl hastanesindeki diğer yan karakterler sayesinde yine de beğendiğim bir yapım.

Puanım:7/10

2)Funny Face/Şahane Macera


Bir magazin dergisinin editörü ve onun baş fotoğrafçısı Dick Avery bir moda çekimi yapmak için bir kitapçıya girerler. Dick burada şimdiye kadar gördüğü en eşsiz yüzle karşılaşır.Bu yüzün sahibi kitapçı ve amatör filozof Jo Stockton'dur.Jo,çok geçmeden uluslararası bir süper model olur.Ancak kalbi onun parıltılı ve komik yüzünü keşfeden fotoğrafçıdadır.

Yine bir moda filmi ve yine bir Ivır! 
İnanır mısın şu film izledikten sonra bir hafta boyunca kafamın içinde "I love your funny faceee!"dönüp durdu.Deliriyordum resmen:D

Film boyunca kafamı kurcalayan şey "Dick Jo'yu gerçekten seviyor mu?" sorusuydu.
Çünkü bu adam kızı zaten role girebilsin diye tanıştıkları ilk gün öpmüştü.
Jo,aşkını itiraf ettikten sonra da sanki elindeki modeli kaçırmamak için rol yapıyormuş gibiydi.
Çok mu kuruntu yapıyorum?:D
Bilemiyorum,adamın aşkını hissedip,bir türlü sevgisinden emin olamadım arkadaş!

Puanım:7/10

4)You've Got Mail/Mesajınız var

Gerçek hayatlarında birbirlerinden pek haz etmeyen Joe ve Kathleen raslantı eseri internetteki bir sohbet odasında tanışırlar.Dışarıda birbirleri ile rekabet halinde olan bu çift,bilgisayar karşısında birbirlerine aşık olurlar.

Tom Hanks'ı pek severim ben.
Forrest Gump'tan sonra falan da kabarmadı aşkım,önceden bilip sevmenin ayrı bir gururunu yaşarım.-Film çok iyiydi,o ayrı bu arada.-

You've got mail' deki o buram buram kitap kokan atmosferi çok sevdim ben!O Kathleen'in dükkanı gördükçe "Allah'ım sana geliyorum."moduna girdim:D

Hepimizin bildiği gibi Tom Hanks ve Meg Ryan oynadıkları romantik ve dram karakterleriyle isimlerini duyurdular.
Bu filmde ikisi bir arada patlama yaratmışlar mı?Yaratmışlar vallaha.

Konunun özgünlüğünü yetersiz buldum ama battaniye mevsiminde nutellamı kaşıklarken tekrar izler miyim?İzleyebilirim.

Puanım:6/10

5)Karamel/Sukkar Banat


Beyrut’ta yaşayan beş kadın aşk, evlilik, eşlik edilebilecek bir birliktelik, dostluk, iş aramak gibi konu başlıkları ile bir araya gelirler. Bu kadınlar bir güzellik salonunda buluşur her şeyden konuşurlar. Hatta bu birkaç farklı nesilden kadınları içeren sohbetlerdir. Sırlar paylaşılır, hayaller dile getirilir burada. Burası şehrin en renkli yerlerinden biridir. Kadınların her birinin bambaşka hayatları vardır ve aynı zamanda da her biri çok farklı ve kendine göre son derece de güzeldir.

Filmi izlediğim tüm süre boyunca kendimi  küçükken annemle gitmeye bayıldığım o mahalle arası kuaföründe gibi hissettim.
Yani buradan anlıyoruz ki Nadine Labaki vakti zamanında bu kuaförlerde çok vakit geçirmiş ki,bu kadar gerçek bir biçimde yansıtabilmiş ortamı.

Yalnız itiraf etmem gerekir ki acayip canım sıkıldı izlerken.
Yani on beş dakikada bir kaç dakikası kalmış diye baktım,o derece.
Çünkü film bir şey anlatıyordu ama ne anlattığı belli değildi.
Konu bütünlüğü yoktu.
Ama sanki bu dört kadının günlük yaşamından alınmış öylesine bir zaman dilimi gibi de değildi.

Baba karakterler vardı ama çok iyi yansıtılamamıştı.

Puanım:2/10

6)10 Things About I Hate You/Senden Nefret Etmemin 10 Sebebi

Bianca, okuduğu üniversitede herkesi kendine hayran bırakan güzeller güzeli bir kızdır. Ablası ise sürüp giden tüm hayatı boyunca nedense erkeklere hiç ilgi duymamıştır. Bianca'nın yaşamı da ablasının bu çekinik tercihleri tarafından şekillendirilmektedir. Zira ailevi kuralları vardır. Bu kurallara göre iki kardeşin aynı anda sevgilisi olmadığı sürece, kimsenin sevgilisi olmayacaktır. Bianca bu durumun içerisinde kendisine yarar sağlayabilecek planlar yapmaya koyulur.

Birileri ile film izlemeyi çok seviyorum ben...
Annem olur,arkadaşım olur,sinemada yan koltuktaki kız olur.
Rahat izletmeyeceğim ya insanları,illa konuşacağım.
Skype'tan bile yetiyorum.
Bu filmi de arkadaşımla skype üzerinden izledik.

Şimdi bir kere Heath Ledger vardı.
Romantik komedilerden nefret eden ama bazı yerlere gelmesi için sevmese de bu geçiş yollarına katlanmak zorunda olduğunu belirten birinden nasıl bir performans beklersin?

Böyle azıcık mırın kırınlı."Eh yanii..."li bir durum değil mi?
Yok bana mısın demiyor,adam çatır çatır oynuyor.

Film için ne diyebiliriz?
Oldukça minnoş bir gençlik filmi.
Hani bazı filmler vardır ya çerezlik böyle.
Genelde hüzünlü ya da miskin olduğun zamanlarda açılmak için izlersin.
Çok fazla dikkatini vermen gerekmez.
Hah işte,tam öyle bir film.
Aç izle keyfin yerine gelsin.

Puanım:6/10

7)Friends With Benefits/Arkadaştan Öte

Yaptığı sitelerle ününü herkese duyuran Dylan'a New York'tan iş teklifi gelince oraya doğru yola çıkmaya karar verir.Hayatı boyunca yolunda giden hiçbir ilişkiye sahip olamyan Dylan,onu havaalanına karşılamaya gelen Jamie'yi görür.İkili kısa süre içinde yakınlaşır.

Yemin ediyorum şu filmi sırf cahil kalmayayım diye izledim.
Herkes biliyor,herkesin dilinde filmden espriler,komiklikler falan.
Dedim yani izleyeyim zaten Justin Timberlake ile Mila Kunis var.
Hani ne kadar kötü olabilir ki?
Şimdi buradan tekrar Üstad Kurosawa'ya hürmetlerimi iletiyorum.
Senaryo her şeymiş.
Bir daha olayı oyuncu falan toparlayamıyormuş.

İzleyip de aşırı boş bulduğum sınırlı sayıdaki filmlerden biri oldu kendisi.
Ama hakkını yemeyelim,akıcıydı.
Bir de şu dans sahneleri hoştu.

Puanım:4/10

8)How To Be Single/Bekar Yaşam Kılavuzu

İnsanların en çok bekar kaldığı şehirlerden bir tanesi New York'ta doğru aşkı ya da düzgün bir ilişkiyi bulamayan insanlar artık tek gecelik ilişkiler,eğlenceler derken bu durumu kontrol altında tutması gerekmektedir.Çünkü bekarlıkta aslında kontrol altına alınmadığında karmaşık bir yaşama dönüşebilir...

Ivır'ın Temmuz çerezleri vol bilmem kaç

Bekarlık öyle bir işlenmiş ki ara ara "Ulan evlensek de kurtulsak mı,bu nasıl hayat?"diye düşündürmüyor değil:D

Söylemeden de geçemeyeceğim,bekarlığı sultanlar gibi yaşayan şahsiyet şu avukatlık bürosundaki sarışın.
Kızın o onu,şu şunu,bu da beni seviyor derdi yok.Kafası rahat,

Puanım:5/10

9)Bridget Jones's Diary/Bridget Jones'ın Günlüğü


Artık otuz iki yaşına gelmiş olan Bridget, halen hayatını rayına oturtamamış; aradığı kişiyi bulamamıştır. Bir şekilde kim olduğunu kendine hatırlatması ve tüm hareketlerini kontrolü altına alabilmesi için bir günlük yazmaya başlar. O noktadan itibaren kendisini aşık olduğu iki erkeğin arasında kararsız bir vaziyette bulur.
Bunlardan birisi dürüstlüğüyle ve doğru seçimleriyle göz kamaştıran bir erkektir. Diğeri ise, güvenilmez ancak bu nedenle çekici olan bir adamdır. Bridget Jones, ne yapacağını şaşırmıştır.
Bu filmde bir Pucca Günlüğü havası vardı.Samimi söylüyorum Pucca=Bridget resmen.
-Elbette biliyorum film daha önce yayınlandı-

Bridget Jones' Diary de sırf cahil kalmamak,ben o filmi izlemedim daha deyince "Ciddi misiin?"laflarına maruz kalmamak için izlediğim bir yapımdı.
Ne zaman dur şunu da izleyelim,cahil kalmayalım diye bir filme otursam sonu hüsran oluyor.
İzlemeseydim daha iyiydi,diyorum.
Yine onlardan bir tanesi.
Ama çerez olarak iyi gider:D
Puanım:5/10

10)Frida
19 yaşında geçirdiği otobüs kazası ile hayatı değişen Frida, vücudundaki kırık kemikler ve yabancı metallerle yaşamayı öğrenmeye 'gerçekten istekli' olacak kadar özgüven sahibi, gerçek hayallerle yaşayan (ya da hayallerini gerçekleştirebilen) genç bir kadındır.
Kırılan bacağı yüzünden uzun süre yürüyemeyen Frida, ailesinin sıkışık maddi gelirine rağmen destek gördüğü babası sayesinde, göğüslerinden karnını kaplayan alçı tabakası da dahil; bulduğu her boşluğa resim yapmaktadır. Kızına her zaman destek veren babası Guillermo, alçılarında yer kalmayan Frida'ya gerçek resim malzemeleri alır ve Frida, hissettiklerini tablolara tanımlamaya başlar. Zamanla ayağa kalkabilen Frida, tablolarıyla birlikte soluğu okuldaki resim hocası Diego Rivera'nın yanında alır
Salma Hayek'in Akademi ödülünü dibine kadar hak ettiği,Julie Taymor'un gözüne hayran olduğum,son zamanlarda izlediğim en harika biyografi filmlerinden.
O dönemi bu kadar harika yansıtmaları,kostüm,dekor,makyaj,oyunculuk...
Tek kelime ile ef-sa-ne!
Eksik bulduğum,dikkat çekmek istediğim tek bir nokta var o da:Keşke kadının ayrıntısı ile işledikleri cinsel hayatından biraz kısıp,feminist yönüne de değinselermiş.
Çünkü hepimiz biliyoruz Frida Kahlo tarihte iz bırakan en önemli feministlerden lakin gelin görün ki filmde buna dikkat çekilen tek bir dakika bile yok.
Üzdü tabii bir miktar.
Puanım:8/10
11)Bus Stop/Otobüs Durağı
Marilyn Monroe'nun başrolü Don Murray ile paylaştığı, 1950'lerde amerika\'da geçen film.Marilyn Monroe, güzelliğine, oynadığı Cherie karakterinin naifliğini de katmış olduğu bu filmde beni bir kez daha büyülerken, pek yakışıklı don murray\'nin canlandırdığı fena halde aşık bir kovboy olan Bo'nun hal ve hareketleri, "Bir kadını kendinizden uzaklaştırmak istiyorsanız neler yapmalısınız?" sorusunun cevabı niteliğindedir. 

Diyor ya"Bir kadını kendinizden uzaklaştırmak için ne yapmalısınız?"
İtiraf etmeliyim ki Don Murray, karakterin altından hakkıyla kalkmış.
Böyle tiksinerek,"Öküz herif!" nidaları eşliğinde izledim.
Ama yine de o sonlara doğru büründüğü minnoşluk ile Bo kalbimde ayrı bir yer edindi.
Hele o "Özür dilerim Cherie."deyişi yok mu!
Puanım:5/10


*Üşendiğim için film tanıtımlarının hepsini izlediğim sitelerden aldım,bilgin olsun yani.

5 yorum:

  1. How to be single :D Ba yıl dım :D Çok eğlenceli bi film kesinlikle herkes izlesin

    YanıtlaSil

Yorumlar herkese açıktır-anonimler dahil!-Yani fikrini belirtmeyi unutma!Sana en kısa zamanda döneceğim:)

Tasarım:Sawako Kuronuma