1 Eylül 2016 Perşembe

Film Kulübü #4


                                             



1)Me Before You/Senden Önce Ben
Görsel sonucu
Will Traynor (Sam Claflin) zengin, başarılı, yakışıklı, yaşamayı seven ve istediği her şeye sahip olan genç bir adamdır.Louisa Clark (Emilia Clarke) ise bir kafede garsonluk yapan, hayatta fazla bir başarısı ve beklentisi olmayan, her daim ablasının gölgesinde kalmış bir kadındır.
Lou kafedeki işini kaybedince yeni bir iş aramaya başlar ve Will'in bakıcısı olarak çalışmaya işe alınır. Son derece kültürlü ve donanımlı biri olan Will, Louisa'yı önce küçümsese de genç kadının varlığı ona yaşama sevinci vermeye başlar. Aralarında kurulan bu arkadaşlık ve yakınlık, ikisini de çok değiştirecektir.

Sanırım kitabı çıktığında bu popülaritesine rağmen onu okumayan sınırlı sayıdaki kişiden biriyim.
Okumadım çünkü rastladığım birkaç alıntı ve arka kapak yazısına göre kitap ortalama bir wattpad yazarı kitabı gibi gelmişti.Bir şey kaybetmeyeceğimi düşündüm ve okumadım.
Peki filmi niye izledim?
Canım çok fena ağlamak istiyordu.-Ciddiyim,arada bir öyle haller geliveriyor bana- E bir de Sam Claflin vardı.Hiç değilse onu bayıla bayıla izleyeceğimi biliyordum.

Nitekim dediğim gibi oldu ve sadece onu bayıla bayıla izledim.
Neden bilmiyorum,Emilia Clark'ın karakteri bana çok yapmacık geldi.
Yani karakter tamam,hadi Emilia da tamam ama ikisi bir arada ı-ıı,olmadı!

Senaryo başı klasik:
Adam zengin ama sakatlanmış.Eski sevgili yakın arkadaş yapmış bir fanfilikler.Adam yaralı.
"Bundan böyle kimse ile görüşmem gari!"demiş.
Kız sıradan ve garson.İşten kovuluyor,yıkım.
Kız fakir.Aile kalabalık,insanlar aç.

Kader ne yapıp edip bir araya getiriyor işte,sonrası adam sert kız üzgün ama inatçı.
Adam bastırıyor kız yılmıyor.
En sonunda adam diyor "Eh yeter be,seviyorum uleyn!"
Sonrası aşk meşk.

Bu sırada yapım ekibi devreye girip diyor ki "Olmadı hacı,siz başta yeterince acı çekmediniz mutlu son size haram."

Ve ta-daaam!
Seyirci ağlar,selpak satışları patlar!


Dediğimi gibi klasikti.He ağladım mı?Bilirsin yiğidi öldürürüm ama hakkını yemem.
Ağladım be!

Ama Sam'ciğim yine müthiş yine aslan gibi maşallah.

Puanım:5/10

2)The Hunger Games:Mockingjay Part:1/Açlık Oyunları Alaycı Kuş Bölüm:1
Görsel sonucu
Tüm zorluklara rağmen, Katniss Everdeen iki kez Açlık Oyunları’ndan sağ çıkmayı başarmıştır. Ama kanlı arenadan sağ salim çıkmayı başarmış olsa da, hala güvende değildir. Capitol öfkelidir. Capitol intikam istiyordur. Geride kalanların bedelini kim ödeyecek? Katniss. Daha da kötüsü, Başkan Snow hiç kimsenin güvende olmadığını da açıkça belirtmiştir. Ne Katniss’in ailesi, ne arkadaşları ne de 12. Mıntıka’daki insanlar, hiç kimse güvende değildir. 
Bak Açlık Oyunları çılgınlığına katılmıştım işte!
Distopyayı pek severim çünkü.
Çoğu filmini-Bundan önce toplasan iki filmi çıktı zaten ama sen çaktırma- ya gösterime girer girmez ya da internete düşer düşmez izledim.
Bu ikisini nasıl ve niye kaçırdım inan ben de bilmiyorum.
Ama sanırım ilgim azaldı,çünkü filmlerin kalitesi,dinamiği git gide azaldı.
Evet dürüst olayım,seri yarım kalmasın diye izledim.
Oysa üçüncü kitap en heyecanlı bulduğum kitaptı!

Puanım:6/10

3)The Hunger Games Mockinjay Part:2/ Açlık Oyunları Alaycı Kuş Bölüm:2
the hunger games mockingjay - part 2 ile ilgili görsel sonucu
Tüm zorluklara rağmen, Katniss Everdeen iki kez Açlık Oyunları’ndan sağ çıkmayı başarmıştır. Ama kanlı arenadan sağ salim çıkmayı başarmış olsa da, hala güvende değildir. Capitol öfkelidir. Capitol intikam istiyordur..
Geride kalanların bedelini kim ödeyecek? Katniss. Daha da kötüsü, Başkan Snow hiç kimsenin güvende olmadığını da açıkça belirtmiştir. Ne Katniss’in ailesi, ne arkadaşları ne de 12. Mıntıka’daki insanlar, hiç kimse güvende değildir.
Ben iki filmi biri bitince hemen diğerine geçerek bir bütünmüş gibi izledim.
O yüzden hangi bölüm daha iyiydi karşılaştırması yapmıyorum ama sanki final sahnesi yüzünden ikincisi bir tık öndeymiş gibi geliyor.
Yine de ayırmıyorum -çünkü tekrar bakınca bile yine eksikler aynı geliyor-

Puanım:6/10

4)How To Steal A Million/Hırsız Aşıklar

Görsel sonucu
Sanat koleksiyoncusu görüntüsü altında türlü illegal işler yapan yetenekli sahtekar Charles Bonnet'in başı derde girer. Kızı Nicole, babasının başının derde girdiğini ve bu nedenle hapise düşebileceğini öğrenince Cellini'nin Venus heykelini yakın zamanda önemli bir sergiye ev sahipliği yapacak olan Kléber-Lafayette Müzesi'ne bağışlar. Ne var ki uzmanlar eseri incelediğinde sahte olduğunu anlamakta gecikmezler.

Eski Hollywood'u moderne kıyasla ne kadar çok sevdiğimi sen de biliyorsun.Evet ruhum yaşlı.

Konuya cidden bayıldım.
Audrey ile Peter' a da ayrı bayılıyorum zaten.
Bom üçlü bingo!

Puanım:8/10

Not:Tanıtımları yine sitelerden aldım.Ne ara bu kadar üşengeç oldum inan ben de bilmiyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlar herkese açıktır-anonimler dahil!-Yani fikrini belirtmeyi unutma!Sana en kısa zamanda döneceğim:)

Tasarım:Sawako Kuronuma